|
|
|
MALZEMELER - HOKKA
|
|
|

|
Malzemeler
: Hokka
Hokka
"Küçük
Kutu" manasına gelen Arapça bir kelimedir. Yazı yazmak
için kamış kalem ve is mürekkebinin kullanıldığı
devirlerde, yazı takımlarında veya yazı çekmecelerinde
Yazı yazmak için kamış kalem ve is mürekkebinin
kullanıldığı devirlerde, yazı takımlarında veya yazı
çekmecelerinde hokka olarak okur-yazar zümrenin üzerinde
taşıması için ise divit şeklinde mutlaka bulunan
mürekkep hokkası, kültür hayatımızın en mühim
unsurlarından biriydi. Madeni hokkalar, müstakil
olmaktan ziyade, içine kamış kalemlerin konulduğu kubur
denilen, silindir biçimindeki kalemdanların dip yanına
çıkıntılı olarak tutturulurdu. Eski hokkalara mürekkep
doğrudan doğruya konulma; Lika denilen ham ipekten bir
tutam, hokkanın içine
yerleştirilip de mürekkep bunun üzerine dökülürse, lika,
mürekkebi sünger gibi
emer ve kalemin hafifçe likaya bastırılmasıyla, lüzumu
kadar mürekkebi kalemin
ağzını bular.
Mistar
Yazı
sanatında yer alan harf veya harfler topluluğunun satır
içinde duruşu ve
belli bir çizgi hizasında dizilişi, bir takım kaidelerle
belirlenmiştir. Latin
alfabesinde de bu böyledir. Tarihimizde satır
çizgilerini belirtmeye yarayan ve
mıstar (satırlık) adıyla tanınan bir basit alet
benimsenmiştir.
Yazma eserin tertibinde, yazının kaplayacağı sahadaki
satır düzeni bu maksat
için kullanılacak kamış kalemin nokta boyutuna göre
hesaplanır ve sahife
büyüklüğünde bir mukavva üzerine çizgiyle tespit edilir;
satırın başı ve sonu
iğne ile delinir.
Mıstar'ın kullanılması şöyle olur. Aharlenmiş kağıdların
her bir tabakası sahife
düzenine göre mıstarın üstüne yerleştirilerek, henüz
yıkanıp yağdan arındırılmış
parmaklar,ibrişinin kabarıklığıyla hissedilmekte olan
satır çizgileri üzerinde
dolaştırılırsa, bunların izi kağıda çıkar ve metinler bu
çizgi izine göre
yazılır.
Yazı Altlığı
Eski
hattatlar sandalyede oturup masa üzerinde yazmazlar,
sedir veya mindere
yerleştikten sonra, sağ dizlerini dikerek onun üstünde
yazarlardı. Bakış
açısının 90 derece olarak muhafazası ve kağıdın dizde
düzgün durabilmesi,
eskilerin zır-I meşk (meşk altı) dedikleri takriben
20*25 cm ebadında kaba
kağıdların üstüstte tutturulmasıyla hazırlanan bir
altlığın diz üstüne
konulmasına bağlıdır. Sert bir satıh kullanılmayışı, ele
serbest bir hareket
imkanı sağlamak içindir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|