MALZEMELER  -  KALEM

 

 

Malzemeler : Makta

Makta 2-3cm eni,10-20 cm boyu olan, 2-3mm kalındığında kemik veya fil dişi bir plakadır. Bağa ve sedeften yapılan da makbuldür. Kalemin şakk ve katt ameliyesi,
cam, mermer yahut maden gibi sert satıhlı yerde yapılırsa kalemtıraşın kesici
ağzı zedelenip zamanla kullanılmaz hale gelir. Makta üzerinde, kamış kalemin
çapına uygun yive bulunan küçük bir çıkıntı bırakılmıştır. Makta'ın bir ucuna
doğru yer alan bu yive , kalemin sap tarafı , sağa sola kaçmaması için tespit
edilir;kalemtıraşın keskin ağzı, kalemin boyuna paralel olarak tutulup iç veya
dış tarafından kalem şakkolunur, yine yive oturtularak kalemin kattıda
tamamlanır. Makta imalini bilhassa Mevlevi dervişler; çakı, mil ve kıl testere
yardımıyla ince bir sanat haline getirmişler, eserlerini nakış, çiçek, yazı ve
Mevlevi Sikkesiyle süsleyerek, bu aletin pek latif numunelerini ortaya
koymuşlardır.

Kağıt

Eskiden kağıdlar bugün olduğu gibi doğrudan doğruya yazı yazabilecek şekilde
fabrikadan çıkmazdı. Hariçten (Çin, Hindistan, Buhara, Avrupa...) olsun, yerli
imalathanelerden (Kağıdhane, Yalova, Bursa, Beykoz...) olsun ; gelen kağıdlar,
pürtüklü ve kalemin yürümesine müsait olmayan bir haldeydiler.

Hatta bazıları mürekkebi yayarlardı. Bunları kullanabilmek için terbiye
edilmeleri şarttı.

Umumiyetle beyaz renkte olan bu "ham kağıd" lar gözü yorduğundan önce arzu
edilen renge boyanır sonra aharlenir (cilalanır), nihayet aharin kağıda tesbiti
ve pürüzlerin giderilmesi için mührelenir, yani tazyikle adeta ütülenip
parlatılır.



Kağıdı boyamak için, ekseriya nebatlardan istifade edilmiştir. Renk veren nebati
madde kaynatılır o rengi alan su bir tekneye boşaltılır; kağıdlar içine
batırılır, suyu emerler. Kurutulunca istenen rengi alırlar. Yahut da bu renkli
su bir sünger veya pamuk yardımıyla kağıd üzerine sürülür, sonra kurutulur. Bu
usulde sürülme yolları leke gibi belli olabilir. Kağıd boyamakta kullanılan
maddelere ve verdikleri renklere birkaç misal: çay (krem rengi,) ,cevizin yeşil
dış kabuğu veya nar kabuğu (kahve rengi) , cehri tohumu (sarı), albakkam
(kırmızı), mor bakkam (mor), şekerciocağı isi (şekerrengi) , soğankabuğu
(kırmızımtırak)...En çok krem renginin tercih edildiği boyama işleminden sonra
sıra aharlemeye gelir. Eski usulle cilalanmış kağıd bir koruyucu tabaka teşkil
eden ahar, is ile hazırlanan mürekkebi kağıdın bünyesine geçirmeden, kendinde
tutar.

Bu hususta en çok kullanılan usul, şapla kestirilmiş yumurta akının kağıd
üzerine 1-2 kat süngerle sürülmesidir. Aharlenen ham kağıd , eğer bir hafta
içinde mührelenmezse, daha geç yapılacak mühreleme işlemi sırasında çatlamaya
başlar, kağıdın terbiyesi için verilen emekler boşa gider. Mührelenecek
kağıdlardan bir tabaka ,mühre tahtası veya pesterk denilen, damarsız olduğu için
ıhlamur ağacından hazırlanması tercih edilen büyükçe bir tahta üzerine konulur.
Tahtanın çok düzgün, içe hafif kavisli ve eksiz olması şarttır. Mührenin rahatça
kayabilmesini sağlamak maksadıyla kuru sabuna sürülmüş bir çuha parçası,
mührelenecek kağıdın üzerinde gezdirilir. Sonra çakmak mührenin tahtadan
yapılmış iki kolundan tutularak, çıkıntılı taraftaki çakmak taşı alta gelecek
şekilde, kağıda tazyikle sürülmeye başlanır. Kağıd serbest bırakılarak mühre
ileri geri muhtelif istikametlerde hareket ettirilir. Kağıt hemen pırıl pırıl
parlar ve ütülenmişçesine düzelir. Mührelenen kağıdlar üst üste konularak
ağırlık yardımıyla baskıya alınırlar. Bir yıl kadar dinlendirildikten sonra
kalemin rahatça yürüyüp yazabileceği bir hale gelirler.