Misyonerler

Bütün İslam ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de "misyonerlik" faaliyetleri son zamanlarda yoğun bir şekilde sürmektedir. Büyük şehirlerimizde apartman dairelerini "gizli kilise" lere dönüştürme planları işin vehametini göstermektedir. Bu faaliyetler esnasında memleketimizde ve diğer müslüman ülkelerde  her türlü melanet işlenmekte; cahil insanları tuzaklarına düşürebilmek için akıl almaz vaatlerde bulunmaktadırlar. Türk devletlerinde, komünizm zulmü sebebiyle İslamiyetten uzaklaştırılmış sadece "müslüman" olduğunu bilen, dinle ilgili hiçbir şey bilmeyen, geçim sıkıntısı ile kıvranan binlerce insan 40-50 dolar maaşla Hristiyanlığa sokulmaktadır.
Huzura Doğru
Osman Ünlü

Misyonerler, Batı dünyasında kaybedince, üçüncü dünya ülkelerinde ve Afrika'da Hıristiyanlığı yaymak için gayret sarfediyor. Vatikan'daki Afrika, Latin Amerika vs. kökenlileri çıkarırsak, İtalyan asıllı pek az kimsenin kaldığı görülür. Batılılar, İsa aleyhisselamın yaşantısını tamamen unutmuş gibiler. Protestan ve Katolik misyonerler, dünyayı sekülerleştiriyorlar. Hıristiyanlığı seçmeleri halinde insanlara zenginlik ve para vaadediyorlar. Kendilerini tüketen modern dünyanın değerlerini, Hıristiyanlaştırmaya çalıştıkları kitlelere sunuyorlar. Ama insanların açlığı manevi. Zaten zenginleştikçe, sekülerleşiyorlar. Petrol zengini ülkeler, İslam'ı yaymak için bu varlıklarını kullanmıyorlar. (11)

Tarih boyunca doğru şeyler kendiliğinden, meşru bir şekilde, bozuk inançlar ise gizlilik içinde çeşitli örgütler tarafından cahil, çaresiz insanlar aldatılarak, istismar edilerek yayılmıştır. Müslümanlar hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, hiçbir milleti dolaylı veya doğrudan Müslüman olmaya zorlamamışlardır. İslamiyeti anlatmışlar, kendilri de İslamiyeti yaşayarak örnek olmuşlar, insanları inançlarında serbest bırakmışlardır. Çünkü dinimizde zorlama, aldatma yoktur. Eğer olsaydı 3 kıta yedi deniz denilen o muazzam coğrafyaya biz hükmederken bir tane hristiyan bırakmazdık.

Hristiyanlar ise tam tersine, önce savşla, zorla, zulüm ile; sonra, hile ile sinsice bozuk inançlarını yaymaya çalışmışlardır. Bu sebeple Haçlı Seferleri tertip edildi. Asırlarca süren kanlı savaşlar oldu. Bu savaşlarda Hristiyanlar, gayelerine erişemedikleri gibi Müslümanların ilerlemesine de mani olamadıklarını görünce, bu işi barış yoluyla ve tatlılıkla, aldarak, kandırarak sinsice yapmağa karar verdiler ki; bugünkü Hristiyan misyonerliğinin kökü bu düşünceden kaynaklanıyor.

Misyonerler gayelerine erişmek için her türlü vasıtayı mubah gören bir zihniyete sahiptirler. Bu yüzden, Afrika ve Asya milletlerini yıllar boyunca sömüren müstemlekecilerin ve emparyalistlerin en büyük yardımcıları Hristiyan papazları olmuştur. Yerli halkı kendi dinlerine sokabilmek için, kanlı  ve vahşi gayri insani usullere başvurmaktan çekinmemişlerdir. Kuzey ve güney Amerika'ya ayak basan hristiyanlar, papazların önderliğinde yerli halkı hayvan gibi boğazlamışlardır.

Misyonerler, girdikleri memlekette sadece kendi dinlerini yaymakla meşgul olmamışlardır. Zira iyi biliyorlar ki, mahalli kültürleri yıkmadıkça, hiçbir yerli, Hristiyanlık gibi bir "mantıksızlık yığını" nı kabul etmez. Onun için misyonerler önce oradaki milletleri meydana getiren maddi ve manevi kıymetler manzumesini soysuzlaştırmakla işe başlarlar. Tahrip ettikleri milli duyguların enkazı üzerine kendi inançlarının  binasını yükselteceklerini düşünürler. Ellerindeki bütün imkanları bu yolda kullanırlar. Ayrıca milletleri sömürerek, politik ve ticari hakim olma yoluna girdiler.

Türkiye’deki misyoner faaliyetlerine hakkında Prof. Dr. Necmettin Erbakan: “Ancak çalışmalar Afrika ve diğer ülkelerdeki gibi değil farklı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Misyonerler, kiliselerin bulunduğu bölgelerin Hıristiyanlara ait olduğunu ileri sürerek arazi satın alıyorlar." diyerek dikkat çekmektedir. (12)

İngiliz misyonerlerden birisine ihtiyar bir Afrikalının verdiği şu cevap bu durumu çok açık ifade etmektedir; "Siz buraya geldiğinizde bizim toprağımız vardı. Şimdi sizin toprağınız, bizim de 'Kutsal Kitabımız' var !"

Maalesef yıllardır yapılan zehirli propagandalar, vaadler sebebiyle Afrika'da son zamanlarda Türk devletlerinde Hristiyanlık hızla yayılmaktadır. İslamiyet için canını bile vermekten çekinmeyen şehidlerin, alimlerin, evliyaların çocukları artık boyunlarında -bazıları süsü için de olsa- haç taşımaktadırlar. Bizim çocuklarımız, halkımız böyle olmaz diyelim; onların babalarının, çocuklarının bu hale düşecekleri  hiç akıllarına gelir miydi? Gün bugündür; geç kalmadan gereken tedbirleri hemen almak zorundayız. Bunun için, dinimizi iyice öğrenmek, yaşamak ve gençlerimize onların anlayacağı lisan ile öğretmek mecburiyetindeyiz. Hiç bir kap boş kalmaz. Biz doldurmazsak birileri muhakkak doldurur!

Faaliyetler

Yoğun bir misyoner faaliyeti ve Hristiyanlık propagandası sürüp gidiyor. Bunun için dünyanın her tarafına onların dilinde ücretsiz kitaplar, kasetler, broşürler, dağıtılıyor. Hristiyan yapmak için her türlü felaket de kullanılabiliyor.  Bu konuda gazetelerde yayınlanan haberleri devamlı görmek mümkün;
  • MEB öğretmenlerine kutsal kitap: İNCİL DİYARBAKIR/ (CHA) Misyonerler çalışma sahalarını Güneydoğu’ya taşıdı. ‘Kutsal Araştırma Merkezi’ adında bir yayıncı kuruluş tarafından Milli Eğitime bağlı okullardaki öğretmenlere Hıristiyanların kutsal kitabı İncil ve Dinin Ötesinde adlı iki kitapçık gönderildi. Gönderilen kitaplarla birlikte bulunan anketlerde alıcının anket formlarını doldurması halinde Hz. İsa’nın yaşam öyküsünün yeraldığı teyp kasedi ile video görüntüsünün adrese teslim edileceği yazılıyor. (10)
  • Misyoner afeti!, ABD'li misyonerler, tsunamide öksüz kalan 300 Müslüman çocuğu toplayıp Hıristiyan yapmak üzere Cakarta'ya götürdü. Merkezi ABD'nin Virginia eyaletinde bulunan misyoner örgütü World Help, Endonezya'nın Müslüman Banda Aceh bölgesinden 300 kadar "tsunami öksüzünü" Cakarta'daki bir Hıristiyan çocuk esirgeme kurumuna götürdüğünü açıkladı. Örgütün internet sitesinde yapılan açıklamada, Müslüman çocukların burada Hıristiyanlık prensiplerine göre yetiştirilmesinin amaçlandığı belirtildi. Açıklamada, "Normalde Banda Aceh'e yabancıların girmesi yasaktır. Ancak bu felaket sayesinde üyelerimiz İncil'i bu bölgeye ulaştırma imkânı buldu" dedi. Örgütün başkanı Vernon Brewer, Endonezya hükümetinin, çocukların Cakarta'ya götürülmesi için izin verdiğini ve çocukların Hıristiyan olarak yetiştirileceğinden de haberdar olduğunu söyledi. (13)
Geçen yıl, Vatikan bildirisinde; "Bizim temel gayemiz, bütün insanları Hristiyan yapmaktır" deniyordu. Bu gayelerini gerçekleştirmek için her yerde bazı dini gurupları, tarikatları alet olarak kullanıyorlar. Maide suresinin 51.Ayetinde; "Ey müminler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin!" buyurulurken, bu gruplardan birisi düşüncelerini şöyle açıklıyor, "Hristiyanlarla temel noktada  aynıyız. Amentü'de ittifakımız vardır. Amentü'deki ittifakımız, dikkate alınmıyor da, teferruatla uğraşılıyor, küfre karşı Hristyanlarla yaptığımız diyaloğa engel olunmaya çalışılıyor."

Cümleyi bir daha okuyun ve iğrenç çirkinliği bir kere daha görün. Bu ne cahilce bir sözdür. bir defa Amentü'de asla ittifakımız yoktur. Neden mi?
1-Onlar üç tanrıya inanıyorlar, biz bir Allah'a inanıyoruz.
2-Onlar tanrıyı güçlü bir inssan gibi görüyorlar, biz her türlü noksan sıfattan münezzeh biliyoruz.
3-Onlar tanrıyı gökte sanıyorlar, biz mekandan münezzeh olarak biliyoruz.
4- Onlar melekleri kız gibi görüyorlar, biz ise, meleklerde erkeklik dişilik olmadığını biliyoruz.
5-Onlar semavi kitaplardan Kur'an-ı kerime inanmıyorlar, biz ise hepsini tasdik ediyoruz.
6-Onlar, Muhammed aleyhisselama inanmıyorlar, biz ise bütün peygamberi kabul ediyoruz.
7-Hazrett-i İsa'ya tanrının oğlu diyorlar. Biz ise onun Allahın kulu ve peygamberi olduğunu biliyoruz.
8-Biz hayrın ve şerrin Allahın takdiri ile olduğuna inanıyoruz, onlar ise, "Tanrı kçtülükleri takdir etmez" diyorlar.

Daha bunlar gibi aramızda sürüyle temel ayrılıklar vardır. Bu sebeple Kur'an-ı Kerim bunlara ehl-i kitap kafir ismini vermiştir. Sanki Hristiyanlar iman sahibiymiş gibi "küfre karşı Hristiyanlarla diyaloğa girelim" deniyor.

Hristiyanlık hak bir din ise, Müslümanlık niye geldi? Haşa Allah lüzumsuz bir iş mi yaptı da şu ayetleri gönderdi?..
  • "Allah indinde hak din ancak İslamdır." (1)
  • "Sizin için din olarak İslamı beğendim." (2)
  • "Kim İslamdan başka din ararsa, bilsin ki, o din asla kabul edilmez" (3)
Ehl,i kitabın kafir olduğu ve böylece son nefeslerini verdikleri takdirde cehenneme yuvarlanacaklarını Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler ile bildirilmiştir. Bu husustaki ayet-i kerimelerden birkaçının meali ise şöyledir;
  • "Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler! Onları dost edinen, Allah'ın dostluğunu bırakmış olur" (4)
  • "Yahudiler Üzeyr'e, Hristiyanlar da İsa'ya Allahın oğlu dediler. Daha önce kafir olmuş kişilerin sözlerini taklid ediyorlar.Allah onları kahretsin" (5)
  • "Sen, onların dinine uymadıkça, Hristiyanlar  ve Yahudiler senden razı olmazlar. De ki: "'Doğru yol, ancak Allahın yoludur'" (6)
  • "Ey ehl-i kitap, İsa, Allahın peygamberidir. Tanrı üçtür demeyin. Allah, ancak tek bir ilahtır. Çocuğu olmaktan münezehtir." (7)
Ehl-i kitapla Amentü'de farkımız yok dyenler insaf etsinler, herkesi kör ve sağır sanmasınlar.

Misyoner hurafeleri

İslamiyetin yayılmasını engellemek için çabalayan hıristiyan misyonerler, sanki müslümanlıkta; zina, içki, uyuşturucu kullanmak helal da Hristiyanlıkta haram gibi ve Hıristiyanlıkta haram gibi ve Hıristiyanlar ahlaklı, Müslümanlar ahlaksız gibi bir izlenim vermeye çalışıyor, İçkinin, uyuşturucunun haram olduğu, hangi İncil'de yazıyor ki? Önce bunu göstersinler. Aksine helal olduğu yazılı. İsa imanlısı olan kişinin içki gibi kötü alışkanlıkları olmazmış. İncil'de gerçekler varmış!... Ne gerçeği ise göstersinler. Tek gerçek vardır;  dört İncil de birbirini tutmaz. Üstelik yazarları insandır.

Papaz, Kur'an-ı kerimle İncilleri mukayese etmeye cüret ediyor. İnciller sevgiden söz edermiş. Asıl sevgiden bahseden Kur'an-ı Kerimdir. Bir elinize İncil ve diğerlerini, diğer elinize Kur'an-ı Kerimi alın. Rahmet kelimesi kaç defa geçiyor sayın. Göreceksiniz ki 4 incilin hepsinde rahmet kelimesinin geçmediğini görürsünüz. Peki neler var orada; zina, fuhşun, her türlüsü, adam dolandırma sanatları gibi konularda bilgiler vardır.

Hristiyanlıkta üç tanrı vardır. Baba tanrı, oğul tanrı ve ruh tanrı. Üç tanrı mı olur denince, üçü bir diyorlar. Üçlü birlik diyorlar. Nasıl oluyor denince, 1+1+1=3 demek yanlış olur, doğrusu 1x1x1=3 diyorlar. Bre papaz, ne diye üç tane biri çarpıyorsun, o zaman 100 tane biri de birbiri ile çarparsan yine aynı sonuç çıkar. O zaman yüz tanetanrı demek de sana göre doğru olur.
Anlatırlar ki, bir küçük çocuğu manastıra verirler. İkinci gün papaz anlatmaya başlar.
- Yavrum üç tanrı vardır ama birdir. Tanrı birdir ama üç parçadan oluşur. Anladın mı?
Çocuk bilgiççe kafasını sallar .
-Anladım pederbey, der.
Papaz fena halde sinirlenerek basar tokadı ve şöyle der:
- Haydi oradan mendebur. Ben 40 senedir bu kapının ekmeğini yedim daha anlamadım sen 2 senede mi anlayacaksın.

Kur'an-ı Kerimde "Kimse kimsenin günahını çekmez" (8) buyuruluyor. Fakat Hazreti İsa, günahkarların günahını affettirmek gayesiyle fidye için çarmıhta öldürülmesini istemiş! Burada sayısız yanlışlıklar var.
  • Bir defa Hıristiyanların tanrısı ne kadar vicdansız, suçsuz oğlunu, suçlular için öldürüyor.
  • İkincisi ne diye öldürmeye gerek duyarki, affettim dese ne olur sanki?
  • Kanunu başkası mı koydu da tanrıları buna uymaya mecbur olsun?
  • Hazreti İsa eski eski günahkarlar için ölmüş ise, ondan sonra doğan günahkarların günahı için ne diye bir daha gelip çarmıha gerilmiyor?
  • Bir kere ölmek yetiyor mu?Bizim için ölmüş ise, ne diye hala bizden günah çıkarılmaya çalışılıyor?
  • Hıristiyanların tanrıları insanların günahlarını bilmiyorlar mı da, günah itiraf etme mecburiyeti getiriyorlar? Bu itiraf mecburiyeti hngi İncilde yazıyor? Böyle bir şe y yok. Papazlar Kilisenin değeri artsın diye böyle saçma sapan şeyler uydurmuşlar.
  • Sonra yeni doğan çocuklar, masumlar niye Hristiyanlarca günahkar doğuyor da, Hazreti İsa'nın kurban edilmesi gerekiyor? Yeni doğann çocuk ne günah işledi? Madem günahkar doğuyor, gider papza " Papaz efendi benim ve çocuğumun günahını çıkar" denir. O, da şaraplı su ile vaftiz edince günahsız olur. Ne diye Hazret-i İsa'yı öldürüyorlar?
  • Sonra Allah'ın bir oğlu var? Kızı falan yok. Karısı kim? Oğula neden ihtiyaç duymuş?
  • Hırıstiyanlara göre gökte oğlu İsa ile oturuyormuş? Göğün neresinde diye sorulduğunda bir cevap veremiyorlar. Yahudiler duyupta tanrılarını öldürürler diye mi korkuyorlar?
        Misyonerler orta sınıfı hedef alıyor 
  • Ülkeleri güçlü kılan grupları orta sınıflarıdır. Orta sınıfı zihnen, ruhen, ekonomik ve moral olarak yıkılan ülkelerin ayakta kalması güçtür.
  • Türkiye'de son yıllarda artan misyonerlik hareketlerinin basit din tebliğinden ötedir. Misyonerlik çalışmaları Türkiye'deki orta sınıf vatandaşlar üzerine yoğunlaşmakta  ve bunun birçok amacı bulunmaktadır. Bu tür çalışmaların gizli, sinsi ve kapalı gidişinin zihinleri kurcalamaktadır.Hıristiyanlık misyonerlerin bilinç altında Anadolu'nun kendilerine ait olduğu inancı yatıyor. Çünkü Hıristiyanlık ilk önce Anadolu'da gelişmiştir. İlk kilise Antakya'dadır. Bu topraklarda Hıristiyanların kutsal saydıkları kilise ve mekanlar vardır. Anadolu toprağı onlar için kutsaldır. Dolayısıyla böyle düşünen misyonerler için Anadolu'yu Hıristiyanlaştırmak boyunların borcudur.
  • Orta sınıf yıpratılıp düşürüldüğü zaman, ülkede Hıristiyanlaştırmaya karşı olan drenaj da kırılacaktır. Hedefleri bu drenajı kırmaktır. Ülkeleri ayakta tutan dini ve milli değerlerine sıkı sıkıya bağlı olan orta sınıf insanlardır.
  • Misyonerlik hareketleri ile din elden gitmez ama ülke elden gidebilir.
  • Yeni dünya düzenini, 20 milyon taraftarı olan Baptistler oluşturmaya çalışıyorlar. ABD yönetiminde de Baptistler çok etkili durumda. Bu grup özellikle Doğu ve Güneydoğu'da itikadi ve etnik ayrımcılığı teşvik etmeye çalışıyorlar. Bunların aşırı tutucu olduğu gözönüne alınırsa ne kadar büyük bir tehlike olduğu daha iyi anlaşılır. İki bölgemizdeki Alevi Kürtlerin istatistikleri kendi kaynaklarında yer alıyor. Bunlar ülke bütünlüğü açısından tehlike olarak algılanmalıdır. (14)

Kaynaklar:

1) Ali İmran, 19
2) Maide, 3
3) Ali İmran, 85
4) Ali İmran, 28
5) Tevbe, 30
6)  Bakara, 120
7) Nisa, 171
8) Enam, 164
9) Huzura Doğru, Osman Ünlü'nün Misyonerler adlı yazısı esas olarak hazırlanmış olup, bütünlüğü bozmayacak şekilde bazı bölümler özetlenmiş ve diğer kaynaklardan kısmen ilaveler yapılmıştır.
10) Milli Gazete, 10 Mart 2002
11) Shakespere Değil ..., Ahmet Zeki Gayberi, Milli Gazete, 02 Ekim 2001
12) 
Milli Gazate, 27 Ekim 2003
13) Misyoner Afeti, Milli Gazete, 14 Ocak 2005
14)
Misyonerler orta sınıfı hedef alıyor, Prof. Dr. Özkan,  Haber 7, 15 Şubat 2005


Ana Sayfa