|
Kıymetli Kardeşlerim!
Zulmet çağı diyebileceğimiz İslam öncesi devirlerde
insanoğlu, birbirine karşı pek merhametsiz, pek insafsız
bir hayat sürdürüyordu. Mazlumun cılız sesi, zalimin
boğucu kahkaları arasında kaybolup gidiyordu. Kalpler
sanki taşlaşmış, vicdanlar buz kesilmişti. Mehmet Akif o
günleri şöyle tasvir ediyor,
"Sırtlanları geçmişti beşer
yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu
kardeşleri yerdi!'
derken İslam çıkageldi; kucak
kucak şefkat, gönüller dolusu merhamet getirdi. Cenab-ı
Hak şöyle buyuruyor: "Rahmetim her şeyi kaplamıştır."
Esirgeyen, bağışlayan,
merhametlilerin en merhametlisi olan kainatın Rabbi
böylece herkese şefkati, merhameti tavsiye ediyordu.
O halde nedir merhamet?
Merhamet, yaratıkların
iyiliğini isteyip onlara yardım etme arzusunu duymaktır.
Bizim sahip olduğumuz imkanlara, hak ve
hürriyetlere başkalarının sahip olmayışı, içimizde
onlara karşı acıma ve merhamet duygusunu
uyandırmalıdır. Çünkü merhamet İslam ahlakının özüdür.
Adaletin kaynağı merhamettir.
Birine layık olduğunu vermek adalet, çok daha fazlasını
vermek ise merhamettir. Suçluya hak ettiği cezayı
vermekle adalet yerini bulmuş olur. Ancak daha sonra hak
sahibinin onu affetmesi ise merhamettir.
Mü'minlerin dertleriyle
ilgilenip onlara yardımcı olmak merhamettir. Mü'minlere
karşı alçak gönüllü, güler yüzlü ve tatlı dilli olmak
onlara merhamettendir.
Şefkat ve merhamet, katı
kalpleri yumuşatan, nefretin yerine sevgiyi davet eden,
insanları birbirine yaklaştıran bir duygudur.
Merhametli insan, tanısın tanımasın herkesi selamlayan,
çağırıldığı yere erinmeyen, insanları hayra yönelten,
hastaları ziyaret edip, ihtiyaç sahiplerini gözeten
kimsedir. Merhametten yoksun kişi, acınılacak zavallı
biridir.
Değerli Okurlarım
Yüce dinimiz çocuklara ve
yaşlılara karşı şefkatli ve merhametli olmamızı tavsiye
ediyor. Çünkü bunlardan biri ayağını hayatın eşiğine
atmış, öteki de mezar çukuruna doğru uzatmış iki güçsüz
ve şefkate muhtaç varlıktır.
Rasul-i Ekrem Efendimiz
çocukları seviyordu. Biri kendine turfanda meyve verse
hemen onu küçük çocuklara takdim ediyor, yolda
rastladığında onları selamlıyor, kucağına alıp öpüyor,
onları devesine bindirerek sevindiriyordu. O, sadece
Müslüman çocuklarını değil, Müslüman olmayanların
çocuklarını da severdi.
Sevgili Peygamberimiz; "Benim
on çocuğum var, bunlardan hiçbirini öpmüş değilim' diyen
Akra bin Habis'e hayretle bakarak "Merhamet etmeyene
merhamet olunmaz" buyurdu. Onun, torunu Hz. Hasan'ı
öpup okşadığını görmekteyiz. Şefkat ve merhamet, insanın
değerini ortaya koyan manevi bir ölçüdür. Bu duygulara
sahip olamayan imanın zevkini alamamış demektir.
İslam, değil insanlara, bize
hizmet için yaratılmış, bizlere emanet edilmiş
hayvanlara bile şefkat göstermemizi, merhametli
olmamızı emrediyor. Yolda giderken karıncayı bile
ezmekten kaçınan bir milletin torunları nasıl
merhametsiz olabilir.
Rasulullah Efendimiz, bir
kadının ölünceye kadar kedisini hapsederek aç ve susuz
bırakması sebebiyle cehennemi boyladığını haber veriyor.
Eğer Allah’ın rahmet ve merhametine talipseniz, siz de
yeryüzündekilere merhamet edin.
Peygamber Efendimizin şu hadis-i şerifini beraberce
dinleyelim. "Merhamet edenlere Allah da merhamet
eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler
de size merhamet etsin." |