Not : Bu bölümde yer alan sorulara verilen cevaplar Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu; Dini Soruları Cevaplama Komisyonu tarafından cevaplandırılmıştır.

SORULAR

[1-35] - [36-70] - [71-105] - [106 -140] - [141-175] -  [176 - 213]

106- Borç verdiğim birisi fakirleşti; bu kişinin bana olan borcunu zekatımdan sayabilir miyim?
107- Arsaya ve kirada olan evime, binek arabasına ve ticari arabaya zekat vermek gerekir mi?

108- Hisse senetleri için zekat vermek gerekir mi?

109- Kirada oturan evi olmayan kişi, ev yapmak için biriktirdiği paradan zekat vermek zorunda mıdır?

110- Zekatı ve fıtır sadakasını uzaktaki akrabaya göndermek caiz midir?

111- Gelin ve damada zekat verilebilir mi?

112- Zekat, kurban ve fıtır sadakası için belirlenen nisap miktarı aynı mıdır?

113- Kadının kocasından habersiz hayır yapması veya sadaka vermesi caiz midir?

114- İslam'a göre devlete vergi vermek gerekli midir?

115- İslam dininde zekat ve öşür dışında devlete vergi vermek gibi bir mükellefiyet var mıdır?

116- Kocası fakir olan bir kadın, kendi parası ile hacca gidebilir mi?

117-Zengin bir kadın eşi veya bir mahremi olmadığı için hacca gidemeden ölse hac ibadetinden sorumlu mudur?

118- Haram para ile hacca gidenin haccı kabul olur mu?

119- Kurban kesmek kimlere vaciptir?

120- Kurban kesmeden, parasını kurban niyetiyle vermek caiz midir?

121- Kadın kurban kesebilir mi ve kestiği yenilir mi?

122- Karı koca bir yıl biri, diğer yıl öbürü şeklinde nöbetleşe kurban kesebilir mi?

123- Adak kurbanını kesmek için kadının kocasından izin alması şart mıdır?

124- Bir Müslüman kestiği kurban etinden gayri müslimlere verebilir mi?

125- Akika nedir?

126- Avrupa'da veya başka bir yerde kurbanını dağıtacak bir fakir bulamayan kimse vekalet yoluyla kurbanını memleketinde kestirebilir mi?

127- Ev veya araba aldığımız zaman kurban kesmek gerekir mi?

128- Hayvanın daha iyi ve sağlıklı gelişmesi için kuyruğu kesilen koyun kurban edilir mi?

129- Kimin kestiği yenir, kimin kestiği yenmez?

130- Türbelere adak yapmak caiz midir?

131-Yemin çeşitleri ve hükümleri nelerdir?

132- Nişanlanmanın hükmü nedir? Nişanlıların beraberce gezmesi caiz midir?

133- Kişi evleneceği hanımı ne ölçüde görebilir?

134- Kız ebeveyninden izinsiz evlenebilir mi? Küfüv ne demektir?

135- Avrupa'da işçi olmak için, geçici olarak gayr-ı müslim bir kadınla evlenmenin hükmü nedir?

136- Müslüman olan bir kadının gayr-i müslim bir erkekle evlenmesi caiz midir?

137- Sinirli iken karısını boşayanın durumu nedir?

138- Bir çıkar için mahkeme kararı ile boşanan eşler, dinen de boş sayılır mı?

139- Mahkemece boşananlar kaç talakla boşanmış olurlar?

140- İlmen hamile olmadığı tespit edilen bir kadının iddet beklemesi gerekir mi?



106- Borç verdiğim birisi fakirleşti; bu kişinin bana olan borcunu zekatımdan sayabilir miyim?

Zekatın sahih olması için, yoksul kişiye verilen şeyin zekat niyyetiyle temliki gerekir. Fakire borç olarak verilen bir meblağ, fakir o meblağ üzerinde tasarrufta bulunduktan sonra, zekata mahsub edilemez. Şayet, dinen fakir sayılan bir kimsenin zimmetinde bulunan alacak meblağ, o fakire, zekat niyyetiyle bağışlanacak olursa, sadece o alacak meblağ için ayrıca zekat gerekmez.

Borç alan birisi fakirleşip borcunu ödeyemez duruma düşerse alacaklı borçluya borcu kadar zekat verir, tekrar alacağını verdiği paradan tahsil edebilir.

107- Arsaya ve kirada olan evime, binek arabasına ve ticari arabaya zekat vermek gerekir mi?

Ticaret için olmayan, ev, arsa, araba ve benze-ri şeylerin kıymetleri üzerinden zekat gerekmez. Eğer bunların kazancı (getirisi) varsa ve bu getiriler, sahibinin diğer zekata tabî malları ile birlikte nisap ölçüsüne ulaşırsa, yıl sonunda getirilerinin zekatı verilir. Şayet bunlar ticaret için kullanılıyorsa her yıl kıymetleri üzerinden zekat gerekir.

108- Hisse senetleri için zekat vermek gerekir mi?

Bir ticarî veya sınaî kuruluşa ortaklığı ifade eden hisse senetleri elde mevcut para gibidir. Bu bakımdan eğer nisap ve diğer şartları taşıyorsa rayiç değerine göre hisse senetlerinin de zekatı verilir.

109- Kirada oturan evi olmayan kişi, ev yapmak için biriktirdiği paradan zekat vermek zorunda mıdır?

Ev edinmek için biriktirilen paralarda tabiî olarak çoğalma ve artma özelliği vardır. Binaenaleyh bu maksatla biriktirilen paralar borçtan ve temel ihtiyaçlardan sonra nisap miktarına ulaşmış ise o paradan zekat vermek gerekir.

110- Zekatı ve fıtır sadakasını uzaktaki akrabaya göndermek caiz midir?

İster yakında, ister uzakta bulunsun, zekat ve fıtır sadakasında, öncelikle yoksul akrabanın tercih edilmesi efdaldir. Akraba içinde yoksul olan kişiler yoksa, yakın komşulardan başlamak üzere, kişi bulunduğu yerdeki fakirlere zekat ve fıtır sadakasını verir.

Zekatta, zekata tabi malın bulunduğu yerdeki fakirlere; fıtır sadakalarında ise, mükellefin ikamet ettiği yerdeki fakirlere öncelik verilmesi asıldır. Ancak bunlar bağlayıcı hükümler olmayıp faziletle ilgili hükümlerdir. İster yakın ister uzak olsun, dinen fakir sayılan her Müslüman’a zekat ve fıtır sadakası verilebilir.

111- Gelin ve damada zekat verilebilir mi?

Gelin veya damat şayet fakir iseler, her ikisine de zekat verilebilir. Ancak, mükellef kişi, kendi usul ve füruundan olan kimselere zekat ve fıtır sadakası veremez.

112- Zekat, kurban ve fıtır sadakası için belirlenen nisap miktarı aynı mıdır?

Zekat, dinen zengin sayılan Müslümanlara farz-dır, temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr. altın veya bu miktar altın değerinde temel

ihtiyaçlardan fazla malı yahut parası olan kimseler dinen zengin sayılırlar. Bu mikdara nisap denir. Zekatın farz olması için ölçü kabul edilen bu miktar, fıtır sadakası ve kurban için de aynıdır.

Ancak zekatın farz olması için, nisab ölçüsündeki malın üzerinden bir kamerî yıl geçmesi ve malın namî yani artıcı nitelikte olması gerektiği halde, kurban fitrenin ve vücübu için, nisabın üzerinden sene geçme ve malın artırıcı nitelikte olması şartı yoktur. Bunun için, Ramazan bayramı günü şafak sökmeden önce miras ve benzeri herhangi bir yol ile zengin olan kimse, fitre vermekle mükellef olur. Kurban bayramı günlerinde zengin olan kişi de kurban kesmekle yükümlü olur.

113- Kadının kocasından habersiz hayır yapması veya sadaka vermesi caiz midir?

İslamî hükümlere göre, aile fertleri arasında mal birliği değil, mal ayrılığı prensibi vardır. Bir aile içinde, karı-koca ve çocuklardan, herbirinin malı kendisine aittir. Bu itibarla, kadın kendisine ait malını kocasının izin ve rızasını almadan da dilediği gibi sarfedebilir; dilediği bir şahsa veya hayır kurumlarına bağışlayabilir. Ancak; kadın kocasının malını, evin zarurî ihtiyaçları dışında kocasının izin ve rızası olmadan harcayamaz. Kocasının malından herhangi bir kimseye bağışta bulunamaz. Ancak kadın, kocası gördüğü veya haberi olduğu takdirde, ondan izinsiz yaptığı harcama ve tasarruf için izin vereceği ölçüde bağış ve tasaddukta bulunabilir. söz gelimi kapıya gelen dilenciyi boş çevirmez. Bu takdirde hem kendisi, hem kocası sadaka sevabına nail olurlar.

114- İslam'a göre devlete vergi vermek gerekli midir?

Devlet, milletin organize edilmiş ve teşkilatlanmış biçimidir. Ortak hizmetlerin karşılanması için vatandaşlarından vergi alır. islam dini devletin yapacağı hizmetler için, ihtiyaca göre vergi almayı tecviz etmiştir. Peygamberimiz de vergi toplatmıştır. Öşür, haraç ve zekat bunlardan bazılarıdır. Hz. Ebu Bekir zekatı vermeyenlere savaş açmıştır.

Vergi ile elde edilen gelir, ülkeye ve üzerinde yaşayanlara hizmet veren devletin giderlerini karşılar. Bu hizmetler amme menfaati içindir, vergi verilmezse bu hizmetler karşılanamaz, amme hizmeti vatan emniyeti haleldar olup, bunun bedelini de bütün bir toplum çeker. Bu itibarla, her Müslüman devlete vergisini vermekle mükellefdir.

115- İslam dininde zekat ve öşür dışında devlete vergi vermek gibi bir mükellefiyet var mıdır?

İslam dininin diğer ekonomik sistemlerden farklı olarak kendine has maliye yapısı vardır. Bu sistem-de devletin gelir kaynakları zekat, harac, cizye, ganimet, savaştan elde edilen mallar, öşürler, maden ve define vergisi ve diğer vergilerdir.

Bu gelir yok kaynakları dışında devletin, vatandaşlarından vergi alıp alamayacağı konusu, eskiden geri tartışılmış, ihtiyaç ve zaruret halinde, ihtiyaca ve yurttaşların ödeme güçlerine göre devletin vergi alabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır.

"Büyük zararı def etmek için küçük zarara tahammül edilir" kaidesi bir hukuk kuralıdır. Bu kaide uyarınca, düşman tarafından ülke güvenliği tehdit ediliyorsa, olağanüstü hallerde veya beytü'l-malın (hazine) gelirleri devletin zorunlu mali mükellefiyetini karşılamıyorsa devletin vatandaşlarından, ihtiyacını karşılayacak ölçüde vergi alması gerekli hale gelir.

Asrı saadette ve 4 halife döneminde zekat dışında vergi alınmamış ise de, daha sonra devletin gelirleri giderlerini karşılamaz hale gelince zaruret prensibine dayanarak, zekat dışında bir takım vergiler ortaya çıkmıştır. Zikri geçen prensip ve gerekçeler ile verginin alınabileceği ve verginin zekat ve öşürden sayılamayacağı görüşleri kuvvet kazanmıştır. Zira zekat ve öşür bir ibadettir; ibadette niyyet ve ihlas esastır. Vergide ise bu vasıflar umumiyetle gerçekleşmez. Ayrıca, zekat ve öşür kitap ve sünnetle sabit olurken vergi öyle değildir.

Sarf yönleri açısından da zekat ve öşürle vergi arasında fark vardır.

116- Kocası fakir olan bir kadın, kendi parası ile hacca gidebilir mi?

Kocası fakir olan kadının, kendi servetiyle haccetme imkanı varsa ve haccın diğer şartlarını da taşıyorsa, kocası veya bir mahremi ile hacca gitmesi gerekir. Şayet kocası veya mahremlerinden biri, imkansızlık sebebiyle hacca gide-miyorlarsa ve bu kadın onlardan birinin masrafını da karşılayabilecek imkana sahipse, haccetmesi gerekir. Buna gücü yetmezse, yerine bedel gönderir.

Şafiî alimleri, bir kadının güvenilir bir kaç kadınla birleşerek -mahremsiz- farz olan haccını yapmasını caiz görmüşlerdir.

117-Zengin bir kadın eşi veya bir mahremi olmadığı için hacca gidemeden ölse hac ibadetinden sorumlu mudur?

Sağlık ve servet yönünden haccetme imkanına sahip olan bir kadın, eşi veya mahremi olmadığı için hacca kendisi gidemez ise de, hac farizasını eda etmiş sayılması için, yerine bedel göndermesi gerekir. Bunu da yerine getirmemişse vefatından önce yerine vekaleten haccetmek üzere bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Aksi takdirde üzerinden sorumluluk kalkmaz.

118- Haram para ile hacca gidenin haccı kabul olur mu?

Dinimizde yapılan ibadetler Cenab-ı Allah'ın emri gereği görevimizdir. Ayrıca, pek tabiki sevabı da vardır. Bunun aksine Cenab-ı Allah'ın yasak kıldığı haramlar vardır. Bu yasaklara riayet etmek de görevimizdir. Bu itibarla; çalıntı elbiseyle namaz kılınsa bu namaz şartlarına riayet edilerek eda edilirse sıhhatlidir. Kabul olunup olunmaması Allah'a aittir. Elbiseyi çalan bunun cezasını ayrıca çekecektir.

Bu örnekte olduğu gibi haram parayla hacca giden kimsenin haccı da sahihtir. Haram parayla gittiği için onun günahını ayrıca çekecektir. Fakat bu haccın sevabı da ona göre az olur veya hiç olmaz.

119- Kurban kesmek kimlere vaciptir?

Kurbanın sözlük anlamı yakınlık demektir. Dinî kavram olarak kurban; Allah'a yaklaşmak için, belirli günlerde (Kurban bayramının ilk üç günü) ve belirli nitelikleri taşıyan kimseler tarafından kesilen belli hayvandır.

Kurban bayramında ibadet niyeti ile kurban kesmek, büluğ çağına gelmiş, mukim (yolcu olma-yan) ve dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir. Zenginlikten maksat kurban bayramında temel ihtiyaçlarından başka 80.18 gr. altını veya bu mikdar altın karşılığı parası yahut temel ihtiyaçları dışında mal varlığının bulunmasıdır. Bu durumda olan kimse kurban kesme hususunda dinen zengin sayılır.

120- Kurban kesmeden, parasını kurban niyetiyle vermek caiz midir?

Kurbanın rüknü, kurbanlık hayvanın kesilip kanının akıtılmasıdır. Kurbanlık hayvan bizzat veya vekalet yolu ile kesilmedikçe, parasını tasadduk etmekle, kurban vecibesi eda edilmiş olmaz.

121- Kadın kurban kesebilir mi ve kestiği yenilir mi?

Bir Müslümanın, erkek olsun kadın olsun usülüne uygun olarak kestiği hayvanların etleri yenir.

Bu itibarla, Müslüman bir kadının kurban kesmesi caizdir.

122- Karı koca bir yıl biri, diğer yıl öbürü şeklinde nöbetleşe kurban kesebilir mi?

Kurban bayramında, akıllı, büluğ çağına gelmiş,

dinen zengin, hür ve mukîm Müslümanlar üzerine kurban kesmek vaciptir. Dinî hükümlere göre, bir aile içinde herkesin malı kendisine aittir, müşterek bir aile malı yoktur. Bu itibarla, yukarıdaki niteliklere göre kurban kesmekle kim mükellef ise, kurbanı o keser. Karı-koca her ikisi de kurbanla mükellef ise, her ikisi de keser. Sadece birisi mükellef ise, mükellef olan keser. Her ikisi de mükellef değiller ise, hiçbiri kesmeyebilir. Mükellef olmadıkları halde imkanlarını zorlayarak kurban kesmek isteyenlere de engel olunmaz.

123- Adak kurbanını kesmek için kadının kocasından izin alması şart mıdır?

Adak'ın kelime manası, herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dinî kavram olarak adak;

CenabHakk'ın rızasını kazanmak ve O'na tazimde bulunmak için, yapılması mecbur olmayan namaz, oruç ve kurban gibi farz ve vacip ibadet cinsinden bir şeyi yapmayı nezretmek suretiyle o ibadeti kişinin kendisine vacip kılmasıdır.

Farz veya vacip ibadet cinsinden adanmış olan bir şeyi yerine getirmek vaciptir. Çünkü adak yapan kimse bu hususta Allah'a söz vermiş demektir. (Hac, 29) Bu gibi hükümlerin uygulanmasında ise, kadın ve erkek arasında fark yoktur.

Adakta bulunan kadının, harcama yapmayı gerektiren bir adağını yerine getirmek için kocasından izin alıp almamasına gelince:

İslamî hükümlere göre her fert kendi malı üzerinde, bir başka kişinin iznini almadan dilediği şekilde tasarrufta bulunabilir. Bu sebeple evli bir kadın kendi malından kocasının izni olmadan adağını yerine getirir. fakat kendi malı adak kurbanını kesmeye yetmeyecek kadar az olduğu için kocasının malından adak kurbanı kesecek olursa, kocasının iznini alması gerekir.

124- Bir Müslüman kestiği kurban etinden gayri müslimlere verebilir mi?

Kurban kesmek imam-ı Azam Ebu Hanife'ye göre vacip; diğer müctehidlere göre sünnettir. Bunda esas olan kurbanlık hayvanın ibadet ve kulluk maksadı ile kesilmek suretiyie kanının akıtılmasıdır.

Kurban etinin dağıtılması hususu ise kurban kesmenin rükünlerinden değildir. Kurban etinin zenginlere, fakirlere ve ehl-i kitaptan birisine verilmesi caizdir.

125- Akika nedir?

Yeni doğan çocuğun başındaki tüye akika adı verilir. Bir çocuğun doğması üzerine, Cenab

Hakk'a şükür niyeti ile ve Allah rızası için kesilen kurbana da, "Nesike" veya "Akika" kurbanı denir.

Akika kurbanı kesmek mübah ve menduptur.

Akika kurbanı hususunda şu konulara dikkat edilmelidir.

a)Akika kurbanı, çocuğun doğumundan itiba-ren büluğ çağına erinceye kadar olan süre içinde kesilebilir. Ancak, doğumun yedinci gününde kesilmesi daha güzeldir.

b) Kurban olma niteliğine uygun her hayvan, akika kurbanı olarak kesilebilir.

c)Akika kurbanı için çocuğun erkek veya kız olması arasında fark yoktur.

d)Akika kurbanının kesileceği yedinci günde, çocuğun saçlarının kesilmesi ve ağırlığınca altın veya gümüş bedelinin fakirlere dağıtılması da müstehaptır.

e)Akika kurbanının etinden ve derisinden, kurban sahibi dahil herkes yiyebilir.

126- Avrupa'da veya başka bir yerde kurbanını dağıtacak bir fakir bulamayan kimse vekalet yoluyla kurbanını memleketinde kestirebilir mi?

Dinimize göre kurban, zekat, fıtır sadakası, keffaret gibi malî ibadetlerin ifasında başkasına vekalet vermek caizdir.

Buna göre kendisine kurban vacip olan bir kimse, kurbanını bizzat kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla memleketinde veya başka bir yerde de kestirebilir.

127- Ev veya araba aldığımız zaman kurban kesmek gerekir mi?

Ev veya araba almak kurban kesmeyi gerektirmez. Ancak, bu konuda adak yapılmışsa adağın yerine getirilmesi gerekir veya elde edilen bu nimetlerden dolayı Allah'a şükür için, şükür kurbanı kesilebilir.

Bir diğer husus daha vardır ki; "Sadaka belaların def'ine vesile olur." Böyle bir nimetten dolayı kurban kesip tasadduk etmenin (fakirlere dağıtmanın) muhtemel bir takım kaza ve belaların def'ine vesile olacağı da umulur.

128- Hayvanın daha iyi ve sağlıklı gelişmesi için kuyruğu kesilen koyun kurban edilir mi?

Küçük yaşta daha sağlıklı gelişmesi için kuyruklarının fazla kısımları boğulmak suretiyle düşürülen koyunların kurban edilmesinde bir sakınca yoktur. Çünkü bu durum, hayvanın, emsaline göre kıymetini azaltan bir ayıp değildir.

129- Kimin kestiği yenir, kimin kestiği yenmez?

Müslümanların ve ehl-i kitap denilen Yahudi ve Hıristiyanların usulüne göre kestikleri koyun, sığır ve deve vb. hayvanların etleri yenir.

Ateşe, güneşe, yıldızlara, puta tapanların dinden çıkanların, din ve Allah tanımayanların kestikleri yenmez.

130- Türbelere adak yapmak caiz midir?

Adak sözlükte herhangi bir şeyi yapmaya söz vermektir. Dinî anlamda ise adak, Yüce Allah'ın rızasını kazanmak ve yalnız O'na ta'zimde bulunmak için yapılması zorunlu olmayan ve namaz, oruç, kurban gibi farz veya vacip olan ibadet cinsinden bir şeyi yapmaya Allah için söz vermek ve böylece o ibadeti kişinin kendi üzerine vacip kılarak, zorunlu hale getirmesidir.

Allah rızasını kazanmak düşüncesi olmaksızın adakta bulunmak doğru olmadığı gibi bazı türbe ve ölüler için yapılan veya türbelere mum ve kandil yağı almak gibi adaklar da batıl ve haramdır. Çünkü adak bir manada ibadettir. ibadet ise, sade-ce Allah'a yapılır. Bu itibarla kullardan, özellikle de ölülerden birine adakta bulunulması caiz değildir. Zira ölüler için hiçbir şeye malik olmadıkları gibi, tasarruf  yetkisinden de mahrumdur.

Mamafih bir kimse falan işim olursa şu türbede Allah için bir kurban keseceğim der de o işi de olursa, o kurbanı herhangi bir yerde kesmesi yeterlidir, o türbeye gitmesine gerek yoktur.

131-Yemin çeşitleri ve hükümleri nelerdir?

Allah'ın adını anarak yapılan yeminler üçe ayrılır:

a) Yemin-i Lağıv: Yanlışlıkla veya doğru zannıyla yalan yere yapılan yemindir. Bu çeşit yeminden dolayı keffaret gerekmez. Allah'ın affı ve bağışlaması umulur.

b) Yemin-i Gamus: Bile bile yalan yere yapılan yemindir. Yalan yeminler çok büyük günahtır. Bunun bağışlanması için kefareti yoktur. Ancak tövbe ve istiğfar etmek, hakkı zayi olan varsa ondan da helallik almak gerekir. imam Şafi'ye göre ayrıca kefaret de gerekir.

c)Yemin-i Mün'akide: Mümkün olan ve geleceğe ait bulunan bir şey hususunda yapılan yemin-dir. Böyle bir yemine riayet vaciptir. Ancak riayet edildiğinde umumun zararı sözkonusu ise, o takdirde yemine riayet edilmeyip bozulur ve kefareti ödenir. Ayrıca, CenabHak’an af dilenir.

Yemin kefareti, on fakiri sabah akşam günde iki öğün doyurmak yahut bir fıtır sadakası miktarından az olmamak üzere, yiyecek bedelini kendilerine vermek veya on fakiri giydirmektir. Bunlar dan birini yapmaya gücü yetmeyenler ise, yemin kefareti olarak, ardarda üç gün oruç tutarlar.

132- Nişanlanmanın hükmü nedir? Nişanlıların beraberce gezmesi caiz midir?

Nişan; birbiriyle evlenmeye namzet olanların evlilik için karşılıklı söz vermesidir. Nikah değildir. Nikah akdi yapılmadan müstakbel eşler birbirine helal olmazlar.

Erkek evlenmeyi düşündüğü kadına bakabilir. Bir hadiste: "Ona bak, zira bakmak evliliğin uyumlu olmasını temin eder" buyrulmakla, daha sonra çıkabilecek tatsızlıklar başından önlenmektedir. (İbn-i Mace, Tirmizi)

133- Kişi evleneceği hanımı ne ölçüde görebilir?

Dinimiz, toplumun temeli olan aile yapısının huzur içinde devamlılığına kadın ve erkeğin birbirlerini görüp beğenmelerini ve kendi irade ve istekleriyle evlenmeğe karar vermelerini istemiştir. Nişanlanmak nikahın başlangıcıdır. Bu safhada, evlenecek eşlerin birbirlerini görüp bazı özellik ve niteliklerini öğrenmeleri, kurulacak yuvanın huzur ve devamı için faydalıdır. Bu sebeple Rasulüllah (S.A.V.)  Efendimiz  "Evleneceğiniz kadına -maksadı temin edecek ölçüde- bakınız" buyurmuştur. Bakıp görmeden evlenecek olan birisine de: "Git, onu gör de ondan sonra kararını ver" demiştir.

Alimler, evlenecek erkeğin evleneceği kızın eline, yüzüne ve ayaklarına bakabileceğini, ayrıca bir kadın göndererek onu nitelikleriyle yakından tanımaya çalışabileceğini söylemişlerdir.

134- Kız ebeveyninden izinsiz evlenebilir mi? Küfüv ne demektir?

Akli dengesi yerinde, erginlik çağına gelmiş bir kızı, izni olmadan ebeveyni evlendiremez. Kızın izin ve rızası şarttır. Evliliği tasvip etmesi gerekir. Reddederse nikah kıyılamaz. Kıyılmışsa geçersiz sayılır. Ancak, böyle bir kız velisine "beni dilediğinle evlendir" şeklinde genel bir vekalet verirse, tekrar izni gerekmez.

Erginlik çağına gelmiş bir kızın kendisine denk biriyle evlenmeye karar verme hakkı vardır. Veli-sinin izni şart değildir. Ancak bir hanım kızın veli-sinin iznini almadan böyle önemli bir konuda tek başına karar vermesi, uygun bir davranış sayılmaz. Ana-babanın hayat tecrübelerinden istifade etmesi daha hayırlı olur.

Küfüv; bir erkeğin evleneceği kadınla sosyal, ekonomik ve kültürel konularda denk olması demektir. Erkeğin kadından ya daha üstün ya da en az onun seviyesinde olması, ileride çıkabilecek muhtemel huzursuzlukların önlenmesi bakımından, faydalı görülmüştür.

135- Avrupa'da işçi olmak için, geçici olarak gayr-ı müslim bir kadınla evlenmenin hükmü nedir?

Evlenmek, Allah'ın takdir ettiği sürece, ölünceye kadar geçinmek ve aile yuvası kurup devam ettirmek için yapılan çok ciddî bir iştir. Şehevi hisleri tatmin etmek veya dünyevî menfaatler sağlamak gibi maksatlarla, geçici evlilik, dinen caiz değildir. Evlilik gibi, yuva kurmanın ve neslin devamını sağlayan kutsal bir akdin basit çıkarlara alet edilmesi, şüphesiz günahı çok ağır bir suçtur.

Ayrıca, bu tür düşüncelerle yapılan evlilikler, çoğu zaman kurulu olan birçok ailenin dağılmasına ve meşru şekilde, evli olan eş ve çocukların mağduriyetine yol açmaktadır.

Bu itibarla, maddî bir menfaat elde etmek için ve söz konusu menfaati elde etme süresine bağlı olarak yapılan nikah geçersiz ve bu yolla gerçekleşen evlilik gayr-ı meşru olup her Müslümanın bundan kesinlikle sakınması gerekmektedir.

136- Müslüman olan bir kadının gayr-i müslim bir erkekle evlenmesi caiz midir?

Müslüman bir hanımın, ister ehl-i kitaptan olsun, ister olmasın, Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi haramdır. Müslümanlığı kabul etmedikçe, yapılacak nikah sahih değildir. Bu husus, Kur'an-ı Kerim'de şöyle belirtilmektedir. "İman etmelerine kadar, puta tapan erkeklerle mü'min kadınları evlendirmeyin" (Bakara, 221), "Müstüman kadınlar inkarcılara helal değildir; onlar da bunlara helal olmazlar" (Mümtehine, 10). Ehl-i kitabın bu hükümden istisna edildiğini bildiren hiçbir nas varid olmamıştır. Ehl-i kitap da bu hükmün içine girmektedir. Ayrıca, bu husus İslam alimlerinin icması ile de sabittir. Buna karşılık, Müslüman bir erkeğin ehl-i kitaptan (yani Yahudi veya Hıristiyan) bir kadınla evlenmesi caizdir.

137- Sinirli iken karısını boşayanın durumu nedir?

Sinirliliğin çeşitieri vardır. Sinirli kişi eğer ne dediğinin farkında ve aklı başında ise, bunun sözleri geçerlidir. Ancak, ne söylediğinin farkında olmayacak derecede aşırı sinir ve çılgınlık halinde yapılan boşama geçersiz olup, bu durumdaki kişilerin aklı başına gelinceye kadar söyledikleri sözlerine itibar edilmez.

138- Bir çıkar için mahkeme kararı ile boşanan eşler, dinen de boş sayılır mı?

Sadece kocanın veya eşlerin her ikisinin, bizzat veya avukatları vasıtasıyla açtıkları dava sonucu mahkeme kararı ile boşanmış olan eşler, dinen de boşanmış olurlar.

139- Mahkemece boşananlar kaç talakla boşanmış olurlar?

Bir kimsenin, bizzat veya avukatı vasıtasıyla boşanmak üzere mahkemede dava açması, hakime eşini boşamak için yetki vermesi (tefviz-i talak) demektir. Bu itibarla, sadece erkeğin veya her iki tarafın açtığı dava sonucu, mahkemece boşanmış olan eşler, dinen de boşanmış olurlar. Ancak, daha önce, eşler arasında başka boşanmalar olmamış ise, mahkemenin boşaması, bir boşama sayıldığından, mahkeme kararı ile boşanmış olan eşlerin, istedikleri takdirde, -geride kalan iki talak hakkı ile- tekrar evlenmeleri mümkündür.

140- İlmen hamile olmadığı tespit edilen bir kadının iddet beklemesi gerekir mi?

İddet beklenmesinin sebebi, eşi ölen veya boşanan hanımın sadece hamile olup olmadığının anlaşılmasından ibaret değildir. Eski eşin hatırasına saygı gibi, ahlakî ve sosyal sebepleri de vardır. Bu itibarla, eşinden ayrılan veya eşi ölen hanımın, hamile olmadığı kesin olarak bilinse bile, iddet süresi dolmadan ikinci evliliği caiz değildir.

 

www.sohbeticanan.com