Abdullah Aydın
Vakit Gazetesi, 10.03.2006
Siz tesettürlü hanımlar,
kızlar, öğrenciler... Nur Sûresi'nin inişinden 1400 küsûr sene sonra
dünyaya gelip, tesettür emrine iman edenlerden oldunuz. Hem de bütün
baskı ve kısıtlamalara rağmen... Duruşunuzu bozmamaya çalıştınız,
kamusal alan ilan edenlere rağmen... Bir babanın evlâdına göstereceği
şefkat gibi, baba mevkiinde olan devletin şefkat ve merhametini
görmediniz, yaşamadınız. Üstelik, itildiniz, kovuldunuz, fişlendiniz.
Ama her şeye rağmen hâlâ varsınız, yıkılmadınız. Yıkılmazsınız tabii.
Çünkü sizler, hâlâ Allah'ın ruhundan bir ruh taşımaktasınız.
Tesettürünüzü
modaya kurban etmemek için de direniyorsunuz. Her ne kadar içinizden
bazıları geri adım atmış olsa bile, hâlâ Nur Sûresi'nin, Ahzab
Sûresi'nin çizdiği tesettürün gölgesinde hayat memat mücadelesi
verenleriniz var. Hem de ne kaliteli bir mücadele. Bunca tahribata,
bunca tuzaklara rağmen. Çanak anten mi dersiniz? Ekranlar mı dersiniz?
Kadını sadece cinsellik kimliği ile istismar eden kaypak zihniyet mi
dersiniz? Hepsi, evet hepsi tesettürünüze tuzak kurmuşlar. Sizi, Asr-ı
Saadet ruhundan koparmak istiyorlar. Sizin, âlemlere örnek gösterilen
Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Aişe, Hz. Fatıma, Hz. Asiye ile
irtibatınızı kesmek istiyorlar. Tahrif edilen Tevrat Hz. Havva'yı,
tahrif edilen İncil Hz. Meryem'i kendi yanlış inançlarına alet ederek
öne sürdükleri halde, sizler bu tuzağa da düşmemenin mücadelesini
vermektesiniz.
Sizin belki dillendiremediğiniz arka bahçede bekletilen bir
sözünüz
var. Azim, sebat, ümit dolu bu söze müsaadenizle bizler tercüman olalım:
Ey birlikte yaşadığımız ülkeyi aile ocağı olmaktan çıkarıp çalanların,
hortumlayanların, düzenbazların, hilekârların dünyası haline getiren
zihniyet! Şu gerçeği bir daha duyun ki, biz tesettürlü hanımlar, tıpkı
Firavun'un zevcesi Hz. Asiye gibi bir inanca sahibiz. O demişti ki: "Ey
Firavun, sen benim sadece bedenime hükmedebilirsin. Ama ben, ruh ve
gönül kimliğimle Musa'nın safındayım. İşte bedenim, ne yaparsan yap."
Daha sonra elini kaldırmış ve Rabbine şöyle bir istekte bulunmuştu: "Rabbim,
kendi katında, benim için bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun kötü
amellerinden, azgınlık ve işkencesinden kurtar. Beni, inkâr ile, isyan
ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah
yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zalim bir kavimden
kurtar..." (Tahrim Sûresi/11)
Siz tesettürlü hanımlara Asr-ı Saadet'ten sadece iki hatıra, iki
belge
sunmak istiyor ve sizin, bir saatlik nöbetin 60 yıllık nafile ibadetten
üstün olduğunu müjdeleyen Peygamberimiz (sav)'in sözünü tutmanızı ve
tesettürün nöbetini bırakmadan o kararlı mücadelenizle kabre girmenizi
istiyoruz.
Sahabeden İbn Abbas, Ata ibn Ebi Rebah'a şöyle der: